Resmin Rengi; Parlaklık - Resmin Renginin Boyutları - 11.Bölüm

Güncelleme tarihi: 19 Eki


24


“19.yüzyılın ikinci yarısından sonra Claude Monet ile anılan izlenimcilik, tabiatı olanca parlaklığı ve şeffaflığı ile ifade etmek iddiasında bulundu ve bunun için paletteki bütün kara ve toprak renklerini atarak güneş ışığındaki yedi esas rengi kabul etti. –ışıklar kırmızı, sarı, turuncu, gölgeler mor ve mavi- prensibini koyan izlenimcilerin tabloları, -Tabiata açılmış birer pencere- gibi parlak ve aydınlıktı.” (21)

Algısal olarak parlaklık, bir alanın az ya da çok ışık yaydığı veya yansıttığı görsel bir algının niteliğidir. Işığın görünür enerjisini algılama şeklimiz olup ışığın dalga boyuna gösterdiğimiz tepkidir.

Resimde algılanan ışık miktarının parlaklık olabilmesi için birincil gördüğümüz açık renk alanlar / ışık kaynağına ek olarak “benzer şekilde aydınlatılmış bir alan” daha olması gerekir. İki ayrı aydınlık alanı karşılaştırırız ancak bu parlak alanın, açık gri ya da orta gri değere sahip olduğu söylenemez. Şöyle ki; Parlaklık (Luminosity) ; Bir rengin parlaklığı, nötr gri ile karşılaştırılarak belirlenir. Bir renk, belirli bir nötr gri ile aynı parlaklığa sahip görünüyorsa, yani daha açık veya daha koyu değilse, o zaman o gri, parlaklık ölçüsüdür. Parlaklık, kalitenin bir başka ifadesidir. Burada "Kalite", ton veya renk teriminden çok uzak değildir.


Farklı parlaklık değerleri bir resmi nasıl algıladığımızı etkiler. Işık vuran bir gri ile gölgedeki gri aynı tonda olsa bile, gölgedeki gri daha açık renk görünür ve göz algısı yanılır. Renkteki bu farklılık değerlerinin bir arada kullanılması bizi kontrast kavramına götürür. Bu anlamda ressam iyi bir görüntü yönetmenidir ve izleyicide istediği etkiyi yaratacak iki boyutlu düzleminde yanılsamalar yapar.

Sanat resimlerinde parlaklık, genel olarak görüntülerin algılanıp değerlendirilmesinde rengin en önemli özelliği ve boyutudur. Bir resimde parlaklık okuması, kromadan, doygunluktan ve açıklık - koyuluk sınıflandırmasından ayrı tutulursa, dikkate değer ölçüde doğru okunabilirlik korunur. Çünkü bir resmin parlaklık yapısı, o resmin kompozisyonunu düzen halinde toplar ve bu, ressam tarafından iyi bilinen bir kompozisyon yerleştirme stratejisidir.

Beyaz üzerinden değerlendirirsek beyaz ışık en parlak halini yanındaki en koyu alandan verir.


Resim 11’de yer alan, Nazmi Ziya Güran (1881 - 1937)’ın, "Çamlıca" resminde B ile gösterilen bölgede rengin doygunluğu kaybedilerek parlaklık verilmiş, A ile C bölgesinde ise rengin doygunluğu kaybettirilmeden parlaklık sağlanmıştır.


Resim 11: Nazmi Ziya Güran, Çamlıca
Resim 11: Nazmi Ziya Güran, Çamlıca

Parlaklık değeri A’da %85, B’de %84, C’de %64, doygunluk ise A’da %1, B’de %90, C’de %72’dir. Ressam Güran, bu resminde renk üzerinde yetkinlikle çalışarak kompozisyonundaki ışık ve gölge kontrastını izleyiciye göstermiştir. A’da kücük alanlarda parlaklık vurgusunu arttırmak için rengin doygunluğunu yüksek tutmuş, arka plandaki parlaklıkta ise hem hava perspektifi sağlamak hem de göz algısını yormamak için rengin doygunluğunu düşürerek parlaklık sağlamıştır.

Güran, rengin doygunluğunun yüksek olduğu A ve C’den B’deki parlaklığa varan bir ışık yolu ayarlamıştır. B’deki aydınlığa / açıklığa göre A ve C’deki parlaklık okuması yapılır.



Turquery

Zerrin Avan



 

Kaynaklar


21 *Seyfi Başkan, 19.yüzyıldan Günümüze Türk Ressamları, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1991, s.28

2 görüntüleme0 yorum