Resmin Rengi; İki Boyutlu Görmede Resmin Rengi - 4.Bölüm

Güncelleme tarihi: 19 Eki


16


Çağdaş sanat, çoğu zaman sınırları ortadan kaldırarak farklı karışık teknikleri ve disiplinleri birarada bulunduran karma bir sanatsal pratik olarak görünür. Batıda, 1860’larda empresyonizmin benimsenmesiyle 1950 yıllarına kadar avangard görsel kültürün esnek yaklaşımlarıyla modern sanatın sürekli devinim halinde hızlı gelişim çizgisinde takip eden hareket ve akımlarla kavramlaşan sanat, 20.yüzyıl sonunda çağdaşlıkla ilişkilendirilmiştir.

Sanat pratiklerinde, tekniklerin belirginleşmesi ve malzemenin çeşitlenmesi, iki boyutlu resmin amacını, bütünleyici fikirler olarak genişletmiştir. Bu çabalarda, resimde bir fikrin altını çizmek bağlamında, ilk örnekleri olarak 1910’larda Picasso’nun, kullandığı farklı ortamları iki boyutlu resmine dahil etmesi gösterilebilir.



Picasso, la vie, 1903
Picasso, la vie, 1903

Resmin içerik etkisini çoğaltan ya da azaltan boya, rengi içinde barındıran üzerinde oynama fırsatı veren bir malzemedir. Hayalgücü üzerine, fügüratif ya da non-figüratif dediğimiz bir betimlemenin etkisini artırarak ekler ya da azaltarak çıkarır. Renk, belki de bildiğimiz en eski ifade edici dillerden biridir. Bireye, evrendeki ve bilinçteki kavramların ve duyguların aktarıldığı materyaller üzerindeki güçtür.

Sanat pratiklerinde ressam, yaptığı resim ile sahip olunan görüntüleri tutma, değiştirme veya birleştirme gücüne sahiptir. Resimsel bir iletişimde, ressamın boyama üretimleri, diğer bir zihne göz aracılığı ile iletilir. İzleyici olarak diğer zihinler ise hafıza ile erken izlenimlerden ve algılardan oluşan fikirler bütünüdür. Üslubunda, özne ve içerik arasında, karşılık gelen bir hisle hareket ederek duran ressam, bu iki durumun farkındalığıyla ancak sanatsal bir eser üretebilir.


İlk mağara resmini oluşturan çizginin toprak kırmızısı olduğunu düşünürsek, resmin tarihsel gelişimiyle bağlantılı olarak görsel hafızada, resimde bir çizginin siyah olduğu kanıksamasından ziyade modern sanat bağlamında çizginin de bir çok renkten oluşabileceğini, resmin renginde monokrom ya da çok renklilik ile resim sanatının geçmiş ve gelecek arasında devingen olarak yenilendiğini görürüz.

Türk ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu (1911-1975)’nun, biçim ve renk hakkında şu yorumundan da anladığımız üzere ressam için resminde renkleri kullanmak; sorgulamak, tasa etmek, dert etmek, kabul etmek olarak yorumlanabilir.


“Aklıma ilk gelen mağara devri resimleri. Bunlarda renk tasasından eser yok. Mağara daha sert bir kaya ile oyulmuş, konunun renkleri değil biçimleri belirtilmiş. İnsanlar akıllandıkça bu biçimlerin ötesine berisine renkler koymuşlar, kısacası biçim tasası renk tasasından daha eski, daha yaşlı. Biçim kendini kabul ettirmek için kimya ve fizik ilimlerinin gelişmesini beklememiş, yapıştığı yerden kolay kolay çıkmıyan renkli tozlar, renkli sıvılar bitkilerden canlı cansız hayvanlardan elde edilen yapıştırıcı boyayıcı zerreler (pigmentler), çizgiden yani biçimi sınırlayan, biçimi yaratan özden yüzyıllarca sonra gelip çatmış. (12)


(1911-1975) Bedri Rahmi Eyuboğlu
(1911-1975) Bedri Rahmi Eyuboğlu

Tek bir fırça darbesi bazen bir çizgi yerini tutar ancak renkler ışıklı ya da ışıksız kütlelerin peşindedir. (13) Bir ya da biraraya gelen birkaç renk kendilerinin bir kompozisyonunu oluşturur. Resmin formunu oluşturan desen ve lekesel bütünlükte, eserin plastik değerini oluşturan öğelerden renkler, resimde genellikle içeriği yönlendiren bir tercihle ressam tarafından belirlenir ve resmin armonisini oluşturur.

Renk kuramının kendisi; Rengin tonu, rengin doygunluğu ve rengin parlaklığı arasındaki dengedir. Dolayısıyla, idealize edilmiş ya da doğal ışıkla beraber rengin kendi ışığı yani kroması ressamın boya seçiminde söz konusu olur.



Turquery

Zerrin Avan



 

Kaynaklar


12 *Bedri Rahmi Eyüboğlu, Bütün Eserleri 3 – Resme Başlarken, Bilgi Yayınları, Ankara, Mayıs

1986, s.470

13 *Charles Baudelaire, Modern Hayatın Ressamı, Çev.Ali Berktay, İletişim Yayınları, İstanbul,

2013, s.105

2 görüntüleme0 yorum