Resmin Rengi; 2.Bölüm: Renklilik Diyagramı

Güncelleme tarihi: 19 Eki


15


Daire biçiminde biçimlendirilmiş temel renklerin ve ikincil renklerin düzenini gösteren spektrumun basitleştirilmiş bir versiyonuyla renk çemberi, bir ressamın başvurabileceği kullanışlı bir araçtır. Newton’un renk çemberi, günümüzde kullanılan modern renklilik diyagramlarının öncüsüdür ve ışığın çoğu renginin, aynı ağırlık merkezi ile birçok farklı kombinasyonun yapılabileceğini, "Optik" kitabında yer alan kanıtları ile önerir. (5) Newton, ışık ve renk deneylerinde, kendi görme algısının nasıl işlediğine dair açıklama yapmaz. Fiziksel eylemi yapan öznesi, ışıktır.



Resim 1 : Newton, Renk Çemberi Eskizi, 1675
Resim 1 : Newton, Renk Çemberi Eskizi, 1675

Resim 1’de yer alan eskizinde, görünen renkleri, müzik ölçüsünde kullanılan matematiksel hesapla orantılayarak konumlandırdığı bir çemberde, bir ağırlık merkezi ile birlikte verir. Renkler hakkında deneysel gözlemini ise şu şekilde özetler;


“Bu gözlemler açık havada yapıldı. Ama renkli ışığın camlara düşen etkilerini daha yakından incelemek için, odayı kararttım, yirmiden fazlasını gördüm. Oysa açık havada sekiz ya da dokuzun üzerini ayırt edemiyordum. Gün ışığında, siyah ve renklerin bütünü olan beyaz artık bulunamıyordu. Renkler orjinal bileşenlerdi ve bileşenler doğru oranlarda buluştuğunda ise ışık, beyaz görünüyordu”. (6)



Newton, renk teorisinde, karanlık bir odaya konumlandırdığı cam bir prizma ile küçük bir açıklıktan sızan güneş ışığının, cam prizmaya yansıması sonucu kırılarak, ışığın renklere ayrılmasını deneyleriyle görüntülemeyi başardığını ifade eder. Renk çemberinde gösterdiği gibi, birbirlerinden ayrı duran renklerin ışığın hareketine bağlı olarak düz bir çizgide kendi içine tonlarıyla kırılarak geri döndüğünü fark eder ve çizgi halinde Resim 2’de yer alan iki boyutlu renk düzenine geçişini gösteren grafiğini tamamlar.



resim 2: Newton, Renk Düzeni Eskizi, 1675
resim 2: Newton, Renk Düzeni Eskizi, 1675


Tüm renklerden beyazı ayırır. Ağırlık merkezine sahip renkleri içeren diyagramını “Renk Spektrumu” olarak adlandırır ve düz çizginin iki ucunu kırmızı ve moru birleştirerek Resim 1’de yer alan renk çemberini çizer.


Newton’dan yüz yıl sonra yayınlanan, Johann Wolfgang von Goethe (1749-1832)’nin renk hakkında teorilerinden oluşan kitabı “Renk Teorisi”, fizik bilimi, edebiyat ve sanat çevresinde kalıcı bir etki yaratır. Goethe’nin renk kuramının açılımları birden fazladır; rengin analitik gözlemi, renklerin doğası ile insanın renk algısı üzerine düşündürür ve rengin ışık (beyaz) ve gölgenin (siyah) karışmasından ortaya çıktığını savunur; “Rengin kendisi gölgeli bir şeydir; bu yüzden Lumen opacatum diye adlandıran Kircher son derece haklıdır.” (8) der. Goethe’nin, Resim 5’de yer alan, suluboya kullanarak 1809’da hazırladığı “Renk Çemberi”nde tamamlayıcı

renkleri karşıt konumlandırdığına tanık oluruz. (9) Kırmızı – Yeşil, Turuncu – Mavi, Sarı – Mor.



Resim 5 : Goethe, Renk Çemberi, 1809
Resim 5 : Goethe, Renk Çemberi, 1809

Goethe’ye göre üç temel renk; kırmızı – sarı – mavi, ikincil renkler -turuncu – yeşil – menekşe- dir. Kırmızı çemberin en yüksek, yeşil ise en alçak konumundadır ve yeşilden sarıya, kırmızıya “artı taraf” sıcak renkler, karşılığı “eksi taraf” soğuk renkler olarak adlandırır. Newton ise eskizlerinde, tüm renklerin eşit değerde güç içerdiğini ancak ışığın dalga boylarıyla zayıf veya güclü olduğunun tanımlanabileceğini gösterir.



Turquery

Zerrin Avan



 

Kaynaklar


5 *Isaac Newton, Opticks, St.Paul’s West - End, London, 4.Baskı, 1730, s.55

6 *Isaac Newton, Opticks, St.Paul’s West - End, London, 4.Baskı, 1730, s.73

8 Jonathan Crary, Gözlemcinin Teknikleri, Cev. Elif Daldeniz, Metis Yayınları, İstanbul, 2004, s.84

9 Goethe, Renk Öğretisi, Cev. İlknur Aka, Kırmızı Yayınları, İstanbul, 2020, s.13

3 görüntüleme0 yorum